sevda, annesi ve annem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

sevda, annesi ve annem
sevdadan çıktıktan sonra arabama atladığım gibi kente doğru yola çıktım.tama yolu yarılamıştım ki sevdadan telefon geldi. arabamı sağa çekip açtım telefonu;
-aşkımmmm
-ne oldu kız gene
-seni özledimmmm
-manyakmısın kızım sen? biraz önce beraberdik ya
-evet, senin manyağın! len olum özlemek demek illa sex demek mi yaaa?
-pardon canım
– heeee, yola gel
-seni dinliyorum
-annem senin ile tanışmak istiyor
-hmmm, o nerden biliyormuş beni?
-farkındaymış olanların. gece gece rezalet çıkmasın diye bir şey dememiş
anneye bak! kızı yan oda da sikiliyor o ise rezalet çıkmasın diye susuyor.
-niye tanışmak istiyormuş peki?
-seni tanımak istiyor
-bir kaç gün işim var. daha sonra gelirim
-olmaz yarın akşam gel. demir tavında dövülür aslanım!
-gelemem bir tanem. işlerim önemli
-ben önemsizmiyim?
yapma sevdaaaa, bendeki önemini biliyorsun
– o zaman yarın akşam burdasın
-tehlikeli olmaz mı?
-olmaz! dedem ve üvey anne annem kız istemeye gidecekler. babam desen zaten vardiyada
-kime istiyorlar kızı?
-üvey anne annemin yeğenine
-sen varsın ya işte. niye başkasına gidiyorlar!?
-olmaz
-neden?
-senden başkasına vermem!
-tamam bir tanem yarın akşam ordayım. annenin resimlerinden atsana bana
-tamam, bekle
annesiyle kanapede otururken çektiği resimlerde bir kaç tanesini attı. bir tanesi çok hoşuma gitti. annesiyle yanak yanağa çektiği selfie idi bu.sıcak olduğundan annesi kollarını açıkta bırakan siyah, askılı, dar bir t-hirt giymişti. bu beyaz ve dolgun kollar tahrik etmişti beni. o dolgun kolları ve hatta koltuk altını yalamak istiyordum. sevdaya bunu belirtiğim de tamam bekle dedi yine. bir kaç dakika sonra annesinin koltuk altı resimlerini attı. kadın saçını düzeltme bahanesiyle kollarını kaldırmıştı ve bunu yaparken de az tüylü koltuk altını cömertçe sunmuştu. dışarda türbanlı olan bu kadın ev içinde oldukça cömertti belliki. çok etkilenmiştim. bu kadını sikmek istiyordum. istiyordum ama bunun çok zor olacağını da biliyordum. hanife ablanın kardeşini kurtarmaya çalışması gibi buda kızına yuva açmaya çalışıyordu belliki. aslında yüz ve beden olarak çok çekici olmamakla birlikte çok gençti. bir çok kısmetler onu bekliyor olabilirdi. bu kadar aceleye ne gerek vardı? bir şeyler dönüyordu ama ne? bunları düşünerek yola devam ettim. az ilerdeki benzinliğin restoranına girip çorba ısmarladım. karnımı doyurduktan sonra üstüne keyif kahvemi içerken sabah ezanı okunmaya başladı. ben ise gerçekte hala ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. düşünüyordum ama bir türlü karar veremiyordum. iki tarafıda teraziye koyuyordum ama denk çıkıyorlardı. doğrusu su’ki, iki tarafında ahlaki eksikliği vardı. amaçlarına ulaşabilmek için kendilerini bile ‘tezgaha’ koyuyorlardı. kadınların ne kadar tehlikeli olabileceklerini bir kez daha anladım. amaçları için dişiliklerini acımasızca kullanıyorlardı. aklıma ünlü italyan yönetmen ‘tinto brass’ geldi. tinto brass ve onun ünlü filmi (bütün kadınlar bunu yapar) haklıydı adam. bu kadın milletine arkanı dönmeye gelmez kardeşim! yersin boynuzu! biraz acımasız bir yargılam gibi ama şu an içinde bulunduğum durum bunu gösteriyordu. şafak sökmeye başladığında tekrar yola düştüm ve güneş doğarken kente geldim. doğruca evimize gittim olayları anneme anlattım. o benim sırdaşımdı. her şeyimi açıkça paylaştığım tek insan. sessizce dinledi ve;
-bunlardan kop oğlum! iki ucuda boklu bu değneğin
-verilen sözler var anne
– ne sözüymüş, geleceğini yakıyorsun
-dramatize etme
annem haklı olmak ile birlikte birazda oğlunu el kızı kapacak endişesi taşıyordu belliki. kaynana-gelin atışmalarının sebebi de bu değil mi zaten?
-peki oğlum. o zaman o genç kızı tercih et derim. sevda mı demiştin adı?
-evet anne
-hah o işte. en azından gözü sende açılıyor.
– benim niyetim de o
-o zaman sorun kalmıyor. mesele öncelikle sözlünden kopman. kurtar oğlum kendini onlardan
-verilen sözler var anne
-allah allahhh, ya oğlum sen beni dinlemiyormusun? mesele geleceğin ise sözün ne hükmü var?
– evet anne haklısın. haklısın ama vicdan meselesi bu aynı zamanda
-hah, döndük dolaştık başa geldik! uygunsuz bir aile onlar oğlum. sen onun güzelliğinin etkisinde kaldın
-ama gerçekten güzel be anne
-hmmm, aşıkmısın?
-hayır ama onu arzuluyorum. bir de dediğim gibi vicdan meselesi. sana güvenip ortaya çıkmış birini ortada
bırakıyorsun. zor mesele be anne.
-akılnı başında n almış o orospu senin
-öyle deme anne, gelinin o senin
-siktirsin ordan şıllık
-yapma anne
-gücüme gidiyor be oğlum. hem başkalarını kullandığı bi kızı alıyorsun ve hem de kendini tehlikeye atıyorsun. kimbilir kaç tane pezevengi var. umut dağıttığı adamlar. kiminin koynuna girdiği adamlar. yapma be oğlum
-tamam anne, bir daha düşüneceğim
mutlu olmuştu. ayağa kalktı ve sarıldı bana. hemde ne sarılma. sıcacıktı ve meme başları batacak kadar çok belirgindi. karşılık verdim ve bende ona sımsıkı sarıldım. yanaklarını ve boynunu öpüp koklarken sikim sertleşmişti. engelleyemediğim tuhaf bir duygu girdabına sürüklenmiştim.sikimin sertleştiğini anlayan annem sarılmayı kesip çay getirme bahanesiyle beni heyacan kasırgasının içinde bırakıp mutfağa gitti. kontrolü kaybetmemek için boşalıp rahatlamalıydım. yoksa daha yanlış şeyler olabilirdi ve yüksek bir olasılıktı. banyoya girdim ve klozetin kapağını kaldırıp 31 çekmeye başladım. hayatımda hiç olmadığım kadar heyecan yüklüydüm. aklıma kirli sepeti geldi. anneme sarıldığımda saçlarındaki lavanta kokusunu düşündüm. sanırım yeni yıkanmıştı. ellerim titre titreye kirli sepetinin kapağını kaldırıp karıştırmaya başladım. aradığımı bulmuştum. annemin büyük beden pamuklu beyaz külodu bana bakıyordu. elime alıp koklamaya başladım. koklarken arasının kirli olduğunu farkettim. kirli ve nemli. kendimden geçmiş bir şekilde külodunu öpüp koklarken sepetteki bir kaç beyaz bez parçası dikkatimi çekti. alıp kontrol ettiğim de olayı anladım. sanırım sabaha karşı, babam işe gitmeden hemen önce sex yapmışlardı ve annem amını ve babamın sikini sildiği bez parçalarını sepetin en altına sıkıştırmıştı. daha fazla dayanamayıp annemin külotuna boşaldım. rahatlamıştım. elimi yüzümü yıkadım ve dışarı çıktım. annem çay ve henüz yaptığı keki koymuştu masaya. sağdan-soldan muhabbet eşliğinde çayımı ve kekimi atıştırdıktan sonra tekrar duşa girdim. tertemiz yıkandıktan sonra annemin getirdiği temiz çamaşırları giydim. banyodan çıktım ve kanapede oturan annemin karşına dikildim. yine heyacan kasırgasına tutulmuştum. sikim çok sertti ve annemin bunu farketmesini istiyordum. kısa bir süre bakıştıktan sonra istirahat için odama çekildim. 4 saat kadar uyuduktan sonra annem uyandırdı. uyanınca göz göze geldik. yanı başımda ve ayaktaydı ve yüzüme bakıyordu.
-hadi oğlum kalk yüzünü yıka
-tamam anne
-çabuk ol bende bir duş alayım gene.sıcakta yapış yapış oldum
tamam dedim ve yüzümü yıkamak için banyoya girdiğimde farkettim ki annem kirli sepetini boşaltmıştı. er şeyi görmüş ve biliyordu haliyle. utanç içindeydim. nasıl yüzüne bakacaktım ben bu kadının şimdi? tam bunları düşünürken annemin sesi duyuldu. ses yatak odasından geliyordu. beni çağırıyordu. odaya girdiğim de yarı çıplaktı. hatta tam çıplak! altında bu sefer açık mavi külodu vardı. sadece külot ve sutyen! ve;
-oğlum su sütyenin kopçasını açamadım yardım et
-tamam anne.
tamam dedim ama nasıl açacaktım? heyacandan elim ayağım titriyordu.sarsıla sarsıla titreyerek yanaştım ve kopçaya uzandım. işte o anda beni şok eden o hareketi yaptı. kıçını sikime dayadı ve bastırdı. bende sadece külot ile olduğumdan sikim hemen sertleşti. sağ bacağını az araladı ve amını sikime sürtmeye başladı. tam şifonyerin önündeydik. başımı kaldırdığımda göz göze geldik. şifonyerin aynasından bana bakıyordu. bana bakıyordu ve hiçte öyle azgın bir hali yoktu. etkilenmemişti belli ki. peki ama neden bunu yaptı o zaman* aklıma gelen en mantıklı yanıt annemin beni onlardan koparmaya çalışmasıydı. eğer bunun için bana karşı dişiliğini kullanabiliyorsa onlardan ne farkı kalıyordu? bu düşünceler içindeyken sikim söndü. aradan en az bir kaç dakika geçmiş olmasına rağmen annem hala bana bakıyordu ve neden sonra temiz çamaşırlarını alıp banyoya yöneldi. bende giyinip onu beklemeye başladım. banyodan sonra annem akşam kahvaltısı hazırladı ve güzel bir sohbet eşliğinde karnımızı doyurduk. güzel diyorum çünki ikimizde sanki öyle bir olay yaşanmamış gibi davranıyorduk. doğru olanda buydu ve ikimizde hayatımızdaki bu kirli sayfayı yırtıp atmalıydık. neden sonra annem;
-karar verdin mi?
-evet anne
-hangisi?
-yok öyle değil
-nasıl peki?
-olayı sürüncemede bırakacağım
-hmmmm
-nişan yapacağım ama nikahı uzun süre bekleteceğim
-güzel
-teşekkür ederim anne
annem ile yaptığım bu güzel ve samimi görüşme beni cesaretlendirmişti. neden öyle davrandığını sormak istedim ve;
-anne
-sus! bazı şeylerin açıklaması olmaz. çünki bazı şeyler spontone olur.yapılacak en güzel şey unutmak ve hiç yaşanmamış gibi davranmaktır. bunu başarabilirsek mutlu olmaya devam ederiz. aksi halde bunalımlar ve derin uçurumlara dalarız.
konuşması hoşuma gitmişti. ayağa kalktım ve ona gidip sarıldım.
-teşekkür ederim anne
-iyi bir açıklamaydı değil mi? hahaaa
-hahahaa
-sen benim tek çocuğumsun. her şeye hakkın var
-her şey?
-yok o kadar değil. hahaaa
annemin neşeli hali beni mutlu etmişti.
-nişan ne zaman olacak? aslında biz bu akşam olacak diye hazırlığımızı yapmıştık ama görünüşe göre bu gün baya zor
-yarın anne. birazdan gidip müzisyenler ile pazarlık yapacağım. gerçi telefonda görüşmüştük ama bir kezde yüzyüze görüşeyim.
-iyi olur
-ordan doğru köye giderim.
-tamam oğlum. müzisyenler ile olayı kesinleştirince telefon et. kalan eksiğimi gediğimizi tamamlayalım
-peki anne
tekrar sarılıp öpüşerek ayrıldık ve müzisyenlerle pazarlığı ve istisnaları bitirmek için randevulaştığımız cafe’ye gittim. onlar ile de görüşüp her ayrıntıyı hallettikten sonra annemi arayıp pazarlığın bittiğini ve köye gitmek üzere yolda olduğumu belirttim. ardından sözlümü arayıp aynı şeyleri söylediğimde sevinçten ağladı. niye dediğim de, ayrılık korkusu dedi. beni bırakacaksın sandım. hadi bakalım, bırakacağım korkusuyla titreyen bu kızı bırak bırakabilirsen.yok dedim öyle bir şey yok. rahat ol. tekrar ağlamaya başladı. hem de ne ağlama. hüngür hüngür ağlamasından numara yapmadığı belli oluyordu. bu kızda karar kıldım. sevda bakireydi ve birini mutlaka bulurdu ama bu kız hem bakire değildi ve hem de az-çok adı çıktığından zor bir hayat yaşıyordu. birde ben bırakırsam ne olurdu hali? evet, bu kız ile evlenecektim ama nikahı uzatacaktım ve yaratacağım bu uzun boşlukta hem onu daha iyi tanıyacaktım ve hem de ayrıntıları defalarca ve uzun uzun konuşacaktım. yani bir nevi güvence alacaktım ondan. rahatlamıştım. ‘kötü karar kararsızlıktan evladır’ demiş büyüklerimiz. ne doğru bir sözmüş! gerçi aldığım karar kötü mü değil mi zaman ile belli olacaktı ve bu süreç uzun olacaktı. rahatladıktan sonra annemi düşündüm yine. neden öyle davranmıştı, ne vardı altında bu davranışın? dediğim üzere beni bunlardan koparma isteğiydi en makul olan. o çok ‘cesur’ davranışın altında bu vardı. ben tek oğlan ve hatta tek çocuktum. eğer düşüncem doğruysa benim için yapmayacağı fedakarlık olmadığı anlamına geliyordu be davranış. her ne kadar yok, o kadar da değil desede!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir